
MÜJDE IŞIL – Tüm zamanların en çok gişe yapmış ilk dört filminin üçü onun imzasını taşıyor. Sadece gişe başarısında değil, sinema teknolojisini bambaşka bir boyuta çıkarmakta da hünerli kendisi. “Avatar” serisinin üçüncü filmi ile gişede yine fırtınalar estiren James Cameron’ın, sergisi de İstanbul’da sinemaseverlerin huzurunda. Muhsin Ertuğrul’dan yadigar Küçük Sahne’nin yerini alarak genişletilen İstanbul Sinema Müzesi, “James Cameron Sanatı” sergisine ev sahipliği yapıyor.
Cameron’ın dünyasının temelini özetleyecek kelimeler rüya ile çizim olmalı. Küçüklüğünden itibaren inanılmaz bir çizim yeteneğine sahip Cameron. Yavaş yavaş profesyonel hayata atılırken de çizdiği film afişleri ile dikkat çekiyor. “Terminatör” ve “Avatar”ın müsebbibi ise Cameron’ın gördüğü rüyalar. Rüyasında alevler içinde gördüğü robot iskeletini robotun insan gibi görünen derisi yanınca iskelete dönüşmesi fikrine evriltip “Terminatör”ü çekiyor. 19 yaşında gördüğü bir rüyada masmavi bir doğanın ortasında yürürken üzerine bastığı bitkiler bir anda içe kapanması ise “Avatar”ın dünyasını oluşturuyor.
‘Terminatör’ün yolu
Usta sinemacının ‘sanat aracılığıyla yazılmış bir otobiyografi’ olarak tanımladığı “James Cameron Sanatı” sergisi, kendisinin kişisel arşivinden eserlerin de aralarında bulunduğu 300’ün üzerinde orijinal çalışmayı sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi; “Gözlerin Açıkken Rüya Görmek”, “İnsan-Makine”, “Bilinmeyeni Keşfetmek”, “Titanic: Zaman Yolculuğu”, “Yaratıklar: İnsanlar ve Uzaylılar” ve “Serbest Bırakılmış Dünyalar” başlıkları altında altı bölümden oluşuyor. Önce üst kata çıkılıyor ama aşağı kattaki çocukluk yıllarını ve erken dönem resimlerini gördükten sonra sinema eserlerinin olduğu kısma çıkmak yani sergiyi kronolojik olarak takip etmek daha faydalı.
Cameron yönetmenlik bir yana, harika bir ressam ve çizer. Sergi bunun özellikle altını çiziyor ve Cameron’ın hayal gücünü, çizimleri üzerinden ele alıyor. Çocukken yaptığı ilk çizimlerden başlayarak “Terminatör”, “Aliens”, “Titanik” ve “Avatar” için çalıştığı eskizleri öne çıkarıyor. Cameron’ın gerçekleşmemiş bilim kurgu filmi “Xenogenesis”in tematik afişinde, sonraki filmlerinin birçoğunun DNA’sını bulmak mümkün. Örneğin erken dönem resimlerinden birinde, kafatası üzerine konmuş bir kartalı görüyoruz. “Terminatör”de insanlığı bekleyen karanlığın habercisi gibi. Rüyasındaki imgeyi siyah zemin üzerine renkli kalemle çizip “Terminatör”ün taslağını çıkaran Cameron’ın bu çiziminin kendisinde olmadığını, sanat departmanından birisi tarafından çalındığını ve “Öldükten sonra internette satışa çıkar” dediğini öğreniyoruz. Serginin en çok ilgi çeken bölümünün “Terminatör” olması şaşırtıcı değil. Hem robotun teknik aksamını görüyor hem de storyboard’larından çekim öyküsünü izliyoruz. “Avatar” bölümü de sinemanın aksesuar ve dekor kısmıyla ilgilenenler için hayli zengin ve yeni film itibarıyla da güncel.
Sergi 28 Şubat 2026’ya kadar ziyaretçilerini bekliyor.
