
Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Büyükada’da doğup büyüyen Büşra Gece, 6 yaşlarında iken geçirdiği bir boğulma tehlikesi sonrasında ailesi tarafından yüzme eğitimine başlatılmış, burs kazanmış ve 10 yaşına kadar sporculuk hayatına devam etmiş. Büyükada’da yaşarken doğal gaz olmadığı için çocukluğu soba başında geçmiş… Ortaokul yıllarında Büyükada’dan taşınan Büşra, uzun yıllar yine sporla ve tiyatroyla ilgilenmiş. Kocaeli Üniversitesi BESYO bölümünü bitiren Büşra, daha sonra antrenörlük ve öğretmenlik yapmış. Şu sıralar sosyal medyada keyif alarak içerikler üretiyor.
Eşiyle satın aldıkları terkedilmiş eski bir köy evini yenileyen Büşra, “Eşimle ben evi görür görmez sanki bizimmiş gibi hissettik, hatta evi gezerken ‘Bahçeyi güzelce temizleyip düzenleriz, buraya bir açık mutfak yaparız, balkonu uzatıp arkadaşlarla barbekü keyfi yaparız’ diye hayal kurmuştuk. Ev bizi çok heyecanlandırmıştı. Kuş sesleri, yemyeşil bir bahçe, çabasız doğal bir hayat, sakinlik o an bize farklı hissettirdi. Burası bana eskiyi hatırlattı, aşırı güvende ve huzurlu hissettirdi. Köy hayatı benim her zaman ilgimi çekerdi. Açıkçası çocukken sıkıcı ve korkutucu gelirdi çünkü birkaç korku filmi filminin etkisinde kalmıştım bu yüzden böcekten ve karanlıktan çok korkardım” bilgisini paylaştı.

“Büyüdükçe köyde yaşayan akrabalarımızın yanına daha çok gelmeyi tercih ettiğimizi fark ettim” diyen Büşra, “Çünkü aslında hepimizin ihtiyacı olan şey bu sakinlik ve doğallık. Şehir hayatında kaçırdığımız çok an var. Bunu şöyle anlatayım: Sabah kalkıyorum, işe giderken işi stres ediyorum, kahve içerken işe yetişmeye düşünüyorum, duşumu alırken ‘Ne yemek yapsam?’ diye düşünüyorum, eve geldiğimde yarın iş var diye strese giriyorum. Fakat köyde iken işler böyle ilerlemiyor. Hiçbir telaşım yok, ses yok, trafik yok, istediğimi istediğim an yapabiliyorum. Kahvemi içerken bahçemi seyredip güzel anlar yaşıyorum. Sobanın çıtırtısında uyuyorum. Horoz sesiyle uyanıyorum. Bunlar aslında bize eskiden sıkıcı gelip şimdi aradığımız şeyler çünkü bunlardan çok uzaklaştık; bana bu ev bunları geri kazandırdı” şeklinde konuştu.
‘NASIL OLUR DERKEN KENDİMİZİ EVİ ALIRKEN BULDUK’
Bayramda eşinin kuzenleriyle köyde buluştuklarını dile getiren Büşra, “Buranın havası ve enerjisi bize hep iyi geliyordu. Her tatilde her fırsatta ya da bazen hafta sonları buraya kaçıyorduk. Sonra keşke bizim de böyle bir yerimiz olsa diye konuşurken Serdar Abi’miz var o dedi ki ‘Böyle bir yer var köyde, gelin gidip bakalım.’ Biz, ‘Abi nasıl olacak nasıl alacağız’ derken eve bakarken bulduk kendimizi” dedi ve ekledi:
“Açıkçası evi gezdik ve çok beğendik. Bazı yerler size pozitif mesajlar verir ya burası bizim için öyleydi. Yani eski haline bakıldığında çoğu insan için kötü bir yer olabilir ama biz çok beğenmiştik. Zaten hep hayalimizdi böyle bahçeli bir köy evimizin olması, hep bu tarz videolar izlerdik. Eve bakıp döndükten sonra oturup hep beraber eve neler yapabileceğimizi konuştuk. Gerçekten bizi çok cesaretlendirdiler. Yani onlar olmasaydı bu işin altına girer miydik bilmiyorum gerçekten evin çok fazla işi vardı. Onların burada yaşıyor olması bizi daha da cesaretlendirdi. Tanımadığımız bilmediğimiz bir köy yeri değil çünkü gidip geldiğimiz eşimin çocukluğunun geçtiği bir yer. Daha sonra hemen bütçemizi ayarlayıp işlemleri halletmek için alacağımız kişiyi aradık ve burayı mirasçılardan aldık.”
‘Ev 1.2 dönümlük arsanın içinde hem imarlı hem de arsa payı çok iyiydi ve 7 ay önce 1.8 milyona aldık’ diyen Büşra, “Açıkçası bir arabamız vardı ve arabamızı satıp üstüne çok az miktarda bir para ekleyerek bu eve sahip olduk. Bizim için çok değerli bu ev ve gerçekten çok da iyi bir fiyata aldığımız bir yer oldu. Bir süredir satıştaymış ve birkaç kişi bakmış fakat evi almamış. Biz görür görmez hemen almaya karar verdik. Açıkçası evin çok fazla işi vardı ve bence gelen insanlar evin işinden çok korktu. Ama bir yeri yenilemek hazır bir yer almaktan kesinlikle daha makul fiyatlara denk geliyor. Tabii biz şans eseri bu eve sahip olduk belki o gün bu köye gelmeseydik kuzenlerimizle sohbet ederken bu mevzuyu konuşmasaydık bu ev bizim olmayabilirdi. Herkesin para harcama şekli veya yatırım yapma şekli çok farklı, biz daha iyi bir arabaya binmek yerine böyle bir yer satın almış olduk” bilgisini paylaştı.

‘O ESKİ KULLANILMAYAN EV BİZİM OLDUKTAN SONRA BAMBAŞKA BİR YER OLDU SANKİ’
‘Satın aldıktan sonra burası bizim mi şimdi diye bir süre üzerimizdeki şoku atamadık’ diyen Büşra, “Eve eşimle birlikte adım attık ve evin o sıcaklığını hissettik. Bazı yerlere ait hissedersiniz ya bizim için tam olarak böyleydi. O eski kullanılmayan ev bizim olduktan sonra bambaşka oldu sanki. Ev bana o kadar güzel geliyordu ki çünkü sonraki halini gözümde canlandırabiliyordum. Kocaman bir bahçem vardı; bahçe beni çok heyecanlandırıyordu. Bahçede üzüm bağı, bir sürü ceviz ağaçları, hünnap ağacı, badem ağacı incir ağacı her şey vardı. Ve bakılmamasına rağmen o kadar güzel üzümler vardı ki inanamadım. Evi aldıktan hemen sonra ilk işimiz bahçe işiydi ve buraya kalabalık bir şekilde eşimin kuzenleri ile girdik hatta bazı yerlere amcamız traktörle düzeltme işlemi yaptı. Boyumuzu geçen yabani otlar vardı yani dışarıdan bakıldığında ev zaten gözükmüyordu. Bu işlemleri yaparken o kadar heyecanlandım ki çünkü her gün daha da güzelleşiyor” ifadelerine yer verdi.
‘Bahçe bakımı çok zor ve bizim 1.2 dönüm alanımız var’ diyen Büşra, “Çok uzun yıllardır bakılmayan bir yer düşünün bu yüzden bizi çok zorladı hatta sadece temizlemesi günlerimizi aldı diyebilirim. Tabii bunun haricinde bahçenin ayrı bir bakımı var, ağaçların, otların… Bence en çok zorlayan yer burasıydı. Tabii ki çok keyif alarak yaptık. Bir de eskiden foseptik çukurları varmış ve bizim gider buna bağlıydı, bunu keşfedip yapmak zamanımızı aldı çünkü hepsini babamız ve amcamızla birlikte yaptık. Kepçe çağırıp bahçeyi kazdıktan sonra borular yerleştirdik ve sıkıntısız orayı halledebildik. Onun haricinde bir zorluk yaşamadık çünkü her şey istediğimiz gibi ilerledi” şeklinde konuştu.

‘BURADAN BİR ŞEY OLMAZ DİYEN İNSANLAR DA OLDU’
Sobanın kendilerine göre bir köy evinin olmazsa olmazı olduğunu, bu yüzden de soba kullanımına devam ettiklerini dile getiren Büşra, “Zaten ilk işimiz sobanın üstünde kestane yapmak oldu. Sobayı yaktığımız an üzerine mandalina kabukları koydum ve evi çok güzel bir koku sardı. Bu bana çocukluğumu hatırlattı. Evimizin önünde çeşmeler var ve bunları da yenileyip kullanmaya devam ediyoruz. Bahçemizin bir kısmını sürdük, buraya da bir şeyler ekeceğim. Onun haricinde birazcık daha modern bir köy evi yaptık diyebilirim. Bahçede bir üzüm bağımız var ve meyve ağaçlarımız… Onların da bakımlarını yaptık. Eskiden düvenler varmış; buğday, arpa, yulaf gibi ekinleri tanelerinden ayırmak için kullanılan kızak biçiminde olan bir araç. Bahçede ondan vardı ve onu dekor alarak kullanmaya devam ediyoruz. Evin hemen bitişiğinde bir ambarımız var, burada bahçe ekipmanlarımız mevcut. Kümes yapmayı düşünüyorum, projelerim arasında var” bilgisini paylaştı ve ekledi:
“Hayattan geri kalan tek şey sadece eşyalarınız. Bu evdeki eşyaları ayırıp temizlerken bunu düşündüm ve bu durum beni çok etkilemişti. İlerideki hayatımı düşündüm. Aslında her anımızın çok kıymetli olması gerektiğini, zamanın çok hızlı ilerlediğini ve zaman ilerlerken bunu fark etmediğimizi anladım. Bir de evi etrafımızdaki arkadaşlarımıza ve ailemize gösterdiğimizde bazı olumsuz dönüşler almıştık. ‘Buradan bir şey olmaz, çok uzak değil mi? Nasıl toparlayacaksınız?’ Bu durum beni ve eşimi biraz etkiledi çünkü bir sürece giriyorsunuz ve böyle konularda desteğe ihtiyacınız oluyor. Biz genelde böyle olumsuzluklara karşı kendimizi kapatıyoruz fakat bazen yenik düşebiliyoruz. Eşimle burayı çok güzel bir yuva haline getirebileceğimize inanıyorduk; o yüzden kimseyi dinlemeden adım attık. Şimdi herkes çok beğeniyor inanamıyor. Böyle durumlarda biraz daha pozitifliğe ihtiyacımız var.”

‘BURADA SÜREKLİ HAREKET HALİNDEYİZ AMA YORGUNLUĞUMUZU HİSSETMİYORUZ’
Köy halkını ‘inanılmaz tatlı, samimi ve yardımsever’ olarak niteleyen Büşra, “Biz iş yaparken çay, kahve, meyve, tepsi tepsi börekler yaptılar bize. Biz çalışırken hiç yemek ihtiyacımız olmadı hepsini köydeki komşularımız halletti. Burada inanılmaz bir yardımseverlik var. Yani bahçesindeki ürünü paylaşmayı seven, yemek yapıp ikram etmeyi seven misafir ağırlamaktan çekinmeyen bir kesim burası. Zaten evi yenilerken burada Mustafa Eniştemiz var o bütün su tesisatı ve elektrik işlerini halletti. Benim ‘altın kızlar’ var Selda, Hülya, Habibe Abla her şeyde bana yardım ettiler çoğu işi birlikte yaptık diyebilirim. Babamız hep yanımızda, o her şeyle ilgileniyor. Yani arka planda çok fazla gizli kahramanımız var gerçekten onlara buradan çok çok teşekkür ediyorum. Köyün en küçük ev sahipleri biziz o yüzden bizi çocukları gibi görüyorlar” şeklinde konuştu.
Köy evinde uyandıklarında temiz hava sayesinde çok dinç olduklarına dikkat çeken Büşra, “İlk olarak uyku düzenimiz oluştu. Eskiden erken kalkamazken şimdi daha erken uyanıyoruz ve daha erken yatabiliyoruz. Sabah uyandığımızda telefona bakmak yerine yeşilliğe bakıp güne başlıyoruz. Sürekli bir iş halindeyiz fakat hiç yorgunluğumuzu hissetmiyoruz. Her şeyi kendimiz yapmaya çalışıyoruz bu yüzden her şeyin ustası olduk burada. Kaliteli zaman geçirme, sağlıklı beslenme, stres yönetimi gibi alışkanlıklar edindik diyebilirim” bilgisini paylaştı.

‘Ben maliyeti çok düşük tuttum’ diyen Büşra, “Çünkü evi alır almaz yenilemeye başladık. Mustafa eniştemiz, amcamız ve babamız tüm ustalık işlerini yaptılar ve usta masrafımız olmadı o yüzden. Mutfak için hazır mutfak tercih ettim fayanslar ve aksesuarları ile birlikte 25.000 TL tuttu. Banyo, salon takımı, parkeler, ev tekstili, diğer oda masraflarıyla 260.000 TL. Dış güçlendirme, balkon uzatma için 100.000 TL fiyat aldık onu henüz yapmadık. Yenileme işi kesinlikle bütçe işi, sonu yok. O yüzden bütçeler herkeste değişiklik gösterir. Yani bu evi baştan yapmak bize çok maliyet çıkarabilirdi fakat yenilemek daha düşük maliyetli oldu. Tabii neler yaptıracağınıza bağlı olarak bu durum değişebilir. Bizim hala yaptıracağımız şeyler var. Her şey bir anda bitmiyor o yüzden yavaş yavaş hallediyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Ben çevremdeki herkesten fikir aldım, araştırdım. Beklemediğiniz anda öyle bilgiler geliyor ki büyük işlerden kurtarıyor sizi. Harekete geçmekten korkmayın. En büyük yük harekete geçmeye çalışmak. Düşünmek yerine direkt başlayın. Zaten gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Evinizi yenilemekten korkmayın yani size eski gelen bir yer varsa orada yaşamaktan veya zaman geçirmekten vazgeçmeyin, orayı yenileyip çok güzel bir ortam yaratıp keyifle zaman geçirebilirsiniz. Hatta bunu çok düşük maliyetle de yapabilirsiniz. Her şey sizin elinizde. Ben bu evden paylaşım yaptıktan sonra çok güzel dönüşler aldım. ‘Sayenizde biz de kullandığımız mutfağımız değiştirdik veya köy evimizi kullanmaya başladık artık’ gibi dönüşler aldım ve bu beni aşırı mutlu etti.”
